Ana içeriğe atla

SVN'den Git'e Taşınma (2011-06-03 Cuma)

Bir süre önce Git isminde yeni bir versiyon kontrol sisteminin ciddi popüler olduğunu gördüm ve incelemeye başladım. Daha önce SVN (Sub Version) kullanıyordum ve Git kullanmaya karar verdim. Fakat eski repository (code depoları) SVN'den Git'e aktarmam gerekiyordu. İnternette yaptığım küçük bir araştırmadan sonra aşağıdaki şablonu buldum. Benim depolarımda büyük ölçüde çalıştı. Fakat Windows altında garip bir hata verdi. Mac OS X ile bir problem çıkarmadı.

git svn clone "repository path" --no-metadata -A "authors_file.txt" -t tags -b branches -T trunk "destination-dir"

"repository path" SVN deponuzun adresini temsil ediyor. SVN'yi direkt diskten kullandığım için file:///c:/svn/repository_name şeklinde kullandım.

"destination_dir" işlemi hangi klasöre yapacağınızı belirtir. Örneğin, c:/project/repository_name

"authors_file.txt" SVN içindeki authors bilgilerini belirtir. Her bir satırda bir author bilgisi bulunmalıdır. Örneğin,

volkan = Volkan Ozyilmaz <volkan@abc.com>
mehmet = Mehmet <mehmet@abc.com>

şeklinde olabilir. SVN deposundaki yazar Mehmet ise bu yazarın ismi ve eposta adresi bu şekilde Git'e belirtilmiş oluyor.

Daha evvelki yazar isimlerinizden memnun değilseniz daha önce yazar bilgilerinin depo (repository) içinde nasıl değiştirildiğini yazmıştım. Oradan faydalanabilirsiniz.

Sorunsuz taşınmalar :)

Volkan Özyılmaz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ayrılık Acısı Hafifler mi?

Aradan zaman geçer, hafiflemesini beklersin, hafifledi zannedersin. Sonra küçücük bir olay olur... Derinlerden hızla gelir... Anında oraya çıkar... Ve bakmışsın ki onca zaman, onca emeğe rağmen hiç de hafiflememiş. Olduğu gibi duruyor. Patlamaya hazır bir bomba gibi içeride, derinlerde duruyor. Öyle bir yerleşmiş ki... Onu ortaya çıkaracak o küçücük olay, ortalığı dağıtmaya yetiyor. Geriye göz yaşları kalıyor... Volkan Özyılmaz

Aşkı Anlatan Engüzel Hikayelerden Pervane İle Mum (2001-08-27 Cumartesi)

Pervane, mum alevinin çevresinde mıknatısi bir güç ile döner durur. Tıpkı sevgilinin mahallesinden ayrılamayan aşık gibi. O kadar ki, gittikçe daha fazla cesaretlenerek daha yakın hareket etmeye, dönerken çizdiği çemberin yarıçapını daraltmaya başlar. Böylece cesareti şevkini artırır, şevki arttıkça da cesaret bulur. Tıpkı sevgilisine yaklaştıkça daha fazla yaklaşmak için bahaneler arayan aşık gibi. Öyle ki, pervane birkaç zaman sonra muma iyice yaklaşmış olur. Bu sefer de onun gerçeğini anlamak ister ve kendısiyle onu aynileştirmek için dönüş çemberini iyice daraltır. Bu da, tıpkı sevgilisine yaklaşınca ona dokunmak, onunla konuşmak, onun sıcaklığını duymak isteyen aşığın haline benzer. Ve nihayet pervane mumun ateşine kanadını uzatır/kaptırır ve yanmanın ne demek olduğunu hakka'l-yakin öğrenir. Önce duyarak/okuyarak, sonra da görerek edindiği yanış bilgisi bu sefer gerçeklik kazanır ve aşk ateşi pervanenin narin vücudunu küle döndürür. Tıpkı aşığın aşk ateşiyle yanıp yakılması v...

İnsana Bazen Öyle Gelir

Ama aslında her öyle gelen öyle değildir. Duygular yanıltıcı olabilir. Eğer eşinizi hergün görüyorsanız, hatta görmekle kalmayıp, yemek yiyorsanız, konuşuyorsanız, sevişiyorsanız, film izliyorsanız, ilerliyorsanız, bir süre sonra duygularınız size ne diyecektir? İşte belki de ara sıra sırra kadem basmak, alışmış duygulara bir TOKAT patlatmak, şöyle bir "ne oluyoruz ya" dedirtmek pek sağlıklı olabilir. Tabii bu sadece eş için değil her türlü sürekli ilişki için geçerli. Bununla beraber ortalıktan kaybolduğunuzda işyerindeki patron neder onu bilemem :) Bazen öyle geldiğinde pozitif de olsa negatif de olsa vereceğiniz tepkiyi düşünmenizde fayda var. Volkan Özyılmaz